hediye

haluk’un
dizelerdeki
aşk ve müzik hikayeleri

hediye

aşkız biz
gün ile gece gibi
gün
yağmurlu
ya da güneşli olsun
gece
saklansın ardına bulutların
ya da
göz kırpan ay
dökülsün denize
işaret gibi
nasıl
eklenip
nağmelenirse gün ile gece
bilip de öncesizliği
işte öyleyiz sen ve ben
bu yüzden
aldanma tan yerinde solan aya
ufukları terk eden güneşe
nasıl telaş etmeden gün ile
gece ekleniyorsa bir birine
işte öyle
aşkız biz
üstelik
göze almışız yıldızlara karışmayı
sonsuzluk misali

yusuf haluk yorulmaz
sonsuza dek
seveceğim eşime ellinci doğum günü
hediyesidir bu dizeler….
her zamankinden değişik bir hediye aldım
“Castle in the sky (music box)”

Reklamlar

seneler seneler öncesi

haluk’un
dizelerdeki
aşk ve müzik hikayeleri

seneler seneler öncesi

mümkünmüş gibi
unuturuz sanıp
yolumuza giderek
bitirilmez sanılan
sevda sözcüklerini
dokunulmazlarımızı
yerle bir etmedik mi
çok zaman öncesinin
pür telaş yüreklerine
adanmış masumiyetlerine
yeğleyip inkarı
suskunluğumuzu
cesaretsizliğimizi
anlayabilmek mümkün
söylesene ama
ağlayışımız hala
için için
tükenmişliğin
eseri değil mi
yenilmişiz belli ki
seneler seneler öncesiymiş
her şeyin en güzeli
ya şimdi

yusuf haluk yorulmaz
06 08 2018 22.21
Long Ago by Michael Hoppé, Martin Tillmann and Tim Wheater
eseri finlerken yazılmış dizeler……

unutmak

haluk’un
dizelerdeki
aşk ve müzik hikayeleri

unutmak

unutmak istediklerimi
bıraktı yüreğim
bir zamanların kıyılarına
unutmalısın sende
hatırlamanın faydası olmuyor
yitirilen zamanlara
elbet
cevapsız sorular kalacak geride ama
kırgınlık olmayacak
kin ve nefret asla
elbet
bir zamanlara gözyaşı dökeceğiz
unuturken zamanla
ve insanca

yusuf haluk yorulmaz
17 07 2018 21.36
bilenler bilir;
etkilendiğim eser ve yorumlara
hissettirdikleri ile dizeler yazıyorum;
Şarkının çevirisinden
Sara Brightman – So Many Things ı dinlerken
yazdım işte!
size eseri entrümantal ve vokal ile iki ayrı şekilde paylaşacağım…

Miguel Espinoza/yine yaşlar gözlerinde

Böyle tanımlanıyor;
Miguel Espinoza, flamenko ile ömür boyu aşk ilişkisi yaşadı. Dört yaşından beri tekniğini geliştirmeye başlayan ve dokuz yaşında PBS(USA bağımsız tv kanalı) ilk resitalini yapan bir çocuk dahisi olan Espinoza, dünyanın en iyi flamenko gitaristlerinden biri olarak kabul ediliyor. Gitar Oyuncu Dergisi tarafından “büyüleyici” olarak nitelendirilen Espinoza, virtüöz bir teknisyenden çok daha fazlası. Şimşek çakan parmaklarının klavyenin üzerinden kayması, vurmalı sinek kuşu kanatları gibi ses delikleri üzerinde çırpınması ya da dizgilerden ustaca güzel melodiler çizmesiyle, Espinoza’nın ödüllü kompozisyonları, flamenko füzyonunun egzotik, sarhoş edici bir müzik iksiri yaratıyor. duygusal olarak hareket ettiği için bu son derece heyecan verici.

haluk’un
dizelerdeki
aşk ve müzik hikayeleri

yine yaşlar gözlerinde

hesapsızlıkların
yanılgıların
devinirken aklında
pişmanlıklarını
keşkelerini söyleyememişken
kendine bile
yılgınlığın
algınlığın
an olur
süzülüverir gözlerinden
istesen de
istemesen de
ama
savrulurken gecenin kuytularına
kendinden bile kaçarak
ama
apansız yakalanmış
kalabalıkların ortasında
yine yalansız
yine çırılçıplak
yine yaşlar gözlerinde

yusuf haluk yorulmaz
17 07 2018 21.01
Curandero – Llorando dinlerken yaşlarım dizelere aktı!……

başka bir hayata bırakma

haluk’un
dizelerdeki
aşk ve müzik hikayeleri

başka bir hayata bırakma

var mı
istediğin bir öykü
var mı
keşkelerin
bahanelerin hataların
var mı
yolunda gitmeyenlerin
var mı
zorlukların
endişelerin
söyleyemezsen kimselere de
korkma
söyle kendine
hatta haykır
yankılansın beyninde
ölmeden ölme
yaşamayı dene ölene değin
bırakma yapacaklarını
sonraki ana
yarınlara
bekleme
bir başka hayatı
kıyameti gelsin
yanlışlarının
hatalarının
bu senin hikayen
sor sorgula
ve kendini oyna
olumlu ne varsa
yapmayı dene
barışarak kendinle
huzurla yaşa

yusuf haluk yorulmaz
15 07 2018 16.21
hatalarını değiştirebildiğin kadar ,
gelişebildiğin kadar güzelleşiyorsun hayatta
ve anlama kazanıyor yaşamın bir o kadar!
kimseyi ,hiç bir şeyi değiştirebilmeye
gücümüz yetmiyor kendimizden başka !

bella ciao


Oğlumun tavsiyesi ile “La casa de papel ” dizisini izlerken dinlediğim ve daha önce de bir çok kez dinlediğim ve yurt dışı gezilerimizde de İtalyan grupların söylediği bu güzel şarkıyı bulduğum bilgilerle paylaşmak istedim.

Çav Bella, işte bu direnişçilerin anonim şarkısı olarak karşımıza çıksa da şarkının kökenine dair bazı iddialar var. Bunların en başında, bestenin Eşkenaz Yahudilerin enstrümantal müziği olarak tanınan ‘Klezmer’den türediği geliyor. Odessalı çingene Mişka Ziganoff tarafından 1919’da, New York’ta yayınlanan ‘Koilen’ isimli klezmeri dinlediğimizde Çav Bella ile benzerlikleri kolayca fark edebiliyoruz.
Diğer bir iddia da ;
“Bella Ciao” aslında bir İtalyan halk şarkısıdır. Bir zamanlar İtalya’nın kuzeyindeki Po Ovası’nın pirinç tarlalarında zor, hattâ sefil koşullarda çalışan işçilerin söyledikleri bu isyankâr şarkının bestecisi ve söz yazarları bilinmemektedir. Bu anonim folklorik şarkının sözleri, sabahleyin pirinç tarlasına çalışmaya giden bir adamın evde bıraktığı karısına hitaben söyledikleri sözlerden oluşmaktaydı.

2. Dünya Savaşı patlayınca, İtalya’da önce Mussolini’ye, sonradan da Alman işgalcilere karşı mücadele veren İtalyan Anti-Faşist direnişçiler tarafından sözleri değiştirilmiş ve marş formatında söylenmeye başlamıştı. Direnişin bir sembolü haline gelen şarkı, kısa sürede Anarşistleri, Komünistleri, Sosyalistleri ve diğer Anti-Faşist grupları bünyesinde toplamış olan İtalyan “Partizan”larının resmi marşı haline gelmişti. Savaştan sonra da haksızlığa, eşitsizliğe karşı mücadeleyi benimseyenlerin, devrime inananların, Sosyalistlerin marşı, yani bir devrim şarkısı olmayı sürdüren Ciao Bella dünyanın dört bir köşesinde onlarca farklı dilde seslendirilmiştir.
ŞARKININ TÜRKÇE SÖZLERİ

bir sabah uyandım ki
hoşçakal güzelim, hoşçakal
bir sabah uyandım ki
ülkem işgal altında

ey partizan, götür beni buradan
hoşçakal güzelim, hoşçakal
ey partizan, götür beni buradan
çünkü ölmek üzereyim

ve eğer ölürsem bir partizan olarak
hoşçakal güzelim, hoşçakal
ve eğer ölürsem bir partizan olarak
gömmelisin beni o zaman

ama beni dağların tepesine göm
hoşçakal güzelim, hoşçakal
ama beni dağların tepesine göm
güzel bir çiçeğin gölgesinin altına

ve oradan geçenler
hoşçakal güzelim, hoşçakal
ve oradan geçenler
“bak, ne güzel bir çiçek!” desinler

bu partizanın çiçeğidir
hoşçakal güzelim, hoşçakal
bu partizanın çiçeğidir
özgürlük için ölen
NASIL ÜNLENDİ?

Şimdi gelelim Çav Bella hakkında sorulması gereken belki de en önemli soruya: Bu direniş şarkısı nasıl oldu da bunca ünlendi? Sorunun yanıtını ararken, yazının başında Enternasyonal ile yaptığımız basit karşılaştırmayı biraz daha açarak yola çıkabiliriz. Öncelikle Çav Bella’nın anonimliği, bu parçanın ‘kendiliğinden’ yaygınlaşmasını bir yere kadar açıklayabiliyor.

Enternasyonal’i bilmemizin başlıca nedenleri komünist partiler ve komünist enternasyonallerin etkisi, şarkı sözlerinin yazılışı ve bir şekilde dünyadaki tüm işçiler için kapsayıcı nitelikte olması. Çav Bella’nınsa herhalde bir ‘halk türküsü’ olma özelliği -belki de biraz İtalyanların ‘Akdenizliliğinden’- gelen romantizmi, duygusallığı öne çıkıyor… Evet, belki bu şarkı, ‘Bizi kurtaracak kendi kollarımızdır’ ya da ‘Bu kavga en sonuncu kavgamızdır’ gibi sınıf mücadelesini olabildiğince ‘açıklamaya’ çalışan dizelere sahip değil. Ancak herkes için fedakarlığı, adanışı anlatması herhalde yaygınlaşmasını kolaylaştırıyor… Hele ki ‘İtalyanlar gibi duygusal’ diğer toplumlar için! Nitekim bir gözlemimizi aktararak şarkının Orta Doğu, Akdeniz ve Latin Amerika’da, dünyanın diğer kesimlerine göre daha popüler olduğunu söyleyebiliriz.

Burada Çav Bella’nın ilk nasıl ünlendiğine dair daha gerçek bir örneği de aktaralım…

Çekoslovakya Sosyalist Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’da 1947 yılında ‘Dünya Öğrenci ve Gençlik Festivali’nin birincisi düzenlenir. Spordan kültüre pek çok etkinliğin yer aldığı festivale 71 ülkeden yaklaşık 17 bin delege katılır. Burada Katılımcıların kendi kültürlerini yansıttıkları etkinlikte İtalyan delegelerin söylediği ‘Bella Ciao’ çok dikkat çeker. Diğer delegelerin beğenisini toplayan şarkı, bu festivalden sonra çeşitli dillere çevrilir ve dünyaya yayılır. Söylenen odur ki şarkının beğenilmesinde koro kısmındaki ‘O bella ciao, bella ciao’ sözleri sırasında alkış tutulması etkili olur.

aşkın hikayesi

 

haluk’un
dizelerdeki
aşk ve müzik hikayeleri

aşkın hikayesi

özlem mi
yalnızlık mı yokluğunun kefareti
yan gönül kederle
yak ağıtlarını
her anın cehenneme dönüşsün
al alev
bu mudur aşkın hediyesi
bulamazsam gözlerini
gözlerim kan seli
tutamazsam ellerini
solumazsam tenini nefesini
soramadım
bilemezdi melekler
aşk mıydı bu lanet mi
laf dinlemez gönül
susamış aşka
rüzgarlara küskün
yelkenleri suskun
küreksizmiş hem teknesi
olsun dedi yüreğim
dayan
gün gelir
özlemi de
yalnızlığı da biter
bir olur iki gönül
yazılır aşkın hikayesi

yusuf haluk yorulmaz
03 07 2018 23.35
yunanca bilen dostların affına sığınıyorum:
bu güzel eserin çevirisini yazma niyetinde değilim,
sadece etkilendim,dizelendim….