sanki her şey tasarlanıp yapılmış
ve bırakılmış gibi
yerli yerinde kalsın istiyorsun zamanda
hem
kaçıp
saklanacak
hem de
bıraktığın yerde bulmayı umacaksın
her şeyi yıllar sonrasında
aşk böyle bir şey değil ki
yapma
bunca yıl
kalıp zindanlarında ayrılığın
ve
katlandıktan sonra acılarına
her şey yoluna girmez
pişmanlık diye
bir damla göz yaşın aksa da
istiyorsan yeniden aşkımı
kurduğun zindanları yıkmalı
prangaları kırmalı
ve atılmalısın kollarıma coşkuyla
gözlerimizden yağmalı sağanaklar
sevgiyle buluşmalı dudaklarımız ki
aşk diye yazılalım zamana
14/01/2020 17,53
yusuf haluk yorulmaz
Στ αμάτης Κραουνάκης – Φίλα με
Kiss me Stamatis Krounakis
yeniden görebilmek varlığını hissedebilmek mümkün olsaydı eğer kalırdı anlamı yaşamın oysa nasıl kasırgalar kopuyor ruhumda küreksiz yelkensiz bir tekne eskisi gibi zamanda sürüklenmekteyim şimdi bilebilseydin anlardın halimi elbet sensiz bitmeyen gecelere olmayan sabahlara direniyor olsa da bedenim mümkünse bekle beni başka bir diyarın zamansız buluşmalarına geleceğim
27 temmuz 2026 sevgili canoğul Berent yokluğunda çok zor yaşamak, tek teselli eriyor zaman ve biliyorum elbet buluşacağız başka bir diyarda olsa da! .. Haris Alexiu’dan “To Kyma” adlı eseri dinlerken ve bu vurdumduymaz dünyada ararken insanlığı yoksunluğun yazdırdı yüreğimden bu dizeleri!….
barınamadı iki öksüz tek yürekte anlatamazken ayrılığı kendilerine bile seçtiler sığınmayı yalnızlığa yaranmayı karanlığa nafile
sonu gelmeyen bu umarsız savaşta sarınarak sanrılara kalakaldılar feryat figan yüreklerle gün gelir de vazgeçip inkardan aşkı beklerken ışıltılarını şafağın sürse tövbeleri gecelerce nafile
17/11/2019 saat 12.22 Johann Sebastian Bach Violin Sonata No. 1 in G Minor, BWV 1001: I. Adagio ile defalarca buluştuk ve dizeler döküldü yürekten umarsız hikayesiyle……. Yeni sözcükleri kullanmayı sevsem de bazen “nafile” gibi sözcükler mıh diye oturuyor yerine… Klasik müziğin en önemli bestecilerinin başında gelen Johann Sebastian Bach ( 21 Mart 1685, Eisenach – 28 Temmuz 1750, Leipzig), Alman barok müzik bestecisi ve orgcudur.
Bach, köklü Alman stillerini özellikle İtalya ve Fransa gibi dış ülkelerden aldığı ritimlerin, formların ve yapıların adaptasyonu ve kontrpuan, armoni, müzikal motiflerin organizasyonundaki ustalığıyla geliştirmiştir.
işte yine geziniyorsun ruhumda istesem de uyanmayı teninde baharlara seyrüseferinde günlerin hayalin sığınıyor hep alacakaranlıklara yetmiyor sözcükler belki sensizliğe sarınmayı anlatmaya ulaşır umuduyla sana kırmızı karanfili bırakıyorum deryalara yılgın değilim asla zamanla dalaşıp arıyorum seni henüz bulamamış olsam da
12 03 2026 13.59
yusuf haluk yorulmaz
Luz Casal y Concha Buika cantan Sombras adlı eseri defalarca
seni düşünüyor ve çok yalnız hissediyorum bir daha kokunu duyamayacağımı sarılamayacağımı sesini duyamayacağımı biliyorum kapımı çalamayacak arayamayacaksın ve hiç konuşamayacağız bir daha biliyorum kumsalda yürüyemeyeceğiz sevdiğimi söyleyemeceğim birlikte sevinip çözümler bulamayacağız sorunlara anlamı olmayacak yaşamın biliyorum alışamayıp yokluğuna geceleri gökteki yıldızlara bakacağım her sabah seninle sevdiğim güneş yağacak üzerime yine söylediğimiz şarkılara sığınacak dualar edeceğim ruhum seninle olacak ve son nefesime dek yüreğimde kalacaksın biliyorum
yusuf haluk yorulmaz 27 08 2023 19.00 Julio Iglesias y Nana Mouskouri – Se Que Volveras adlı eseri defalarca dinlediğimde , eserin anlamına yüzde yüz uyumlu olmadığını bilsemde sevgilinin yokluğuna vurulan anlamın içinde bulunduğum ve yaşadığım evlat acısının yarattığı duygularla dizelere döktüğümü ve bir nevi mektup yazdığımı “biliyorum”” affınıza sığınarak paylaşıyorum…
gelir mi diye umutlanıp yine kalakaldım sarınarak kederli bir ezgiyle belki gelemiyordun istesen de peki ya neden sana gelemiyordum ki varı yoğu bırakıp özlemle aşk mıydık biz heves miydi yaşananlar bitti mi şimdi söylesene kırık bir kalp buruk bir ezgiyle baş başayım neden yine gözlerim buğulanıyor esaretleniyor gönlüm katrelerle aynı sorular aynı yalnızlık düşüyor payıma şarkılar avutmuyor neden yine bu gece
07 08 2023 tarih ve 17.34 ü gösterirken zaman Marinella adını almış bir vokalin sesiyle etkilenerek
“ki apopse tipota” adlı eserin adından yola çıkıp dizelerle hikayelemek istedim….
Kyriaki Papadopoulou ( Yunanca : Κυριακή Παπαδοπούλου ; 20 Mayıs 1938 doğumlu), sahne adıyla Marinella (Yunanca: Μαρινέλλα ), kariyeri birkaç on yıla yayılan en popüler Yunan solistlerinden biridir . 1957’den beri profesyonel olarak şarkı söylüyor. Kariyerinin başlangıcından bu yana 66 solo albüm çıkardı ve diğer müzisyenlerin albümlerinde yer aldı. Bugün hala şarkı söylüyor ve sesinin genişliğiyle öne çıkıyor
Kyriaki Papadopoulou, Yunanistan’ın kuzeyindeki Selanik şehrinde doğdu . Ailesi, Konstantinopolis’ten gelen Yunan mültecilerdi . Yoksulluğuna rağmen aşk ve sanat yönünden zengin olan geniş bir ailenin dördüncü ve son çocuğudur. Babası çocuklara valsin ve tangonun adımlarını öğretmeye çalışırken, bütün aile pikabın etrafında toplanıp şarkı söyledi . Dört yaşından itibaren “Pediki Ora” adlı radyoda şarkı söyleyerek ve daha sonra Selanik’te “Melka” gibi mağazaların reklamlarını yaparak ilk harçlığını kazandı. Birçok çocuk tiyatrosunda görev aldı.
15 yaşında, okulu bitirmek için tomurcuklanan kariyerinden vazgeçti, ancak on yedi yaşında tiyatroya olan tutkusu canlandı ve Mary Laurent’in bir “mpoulouki” (o zamanlar Yunanistan’ı dolaşan şarkıcı toplulukları olarak anılan) sanat grubuna katıldı. Bir gün baş şarkıcı hastalandı ve yerine şarkıcının yerini almaya istekli olan Marinella’yı aradı. O anda Yunan müzik dünyası en iyi temsilcilerinden birini buldu. Marinella grubun solisti oldu. Daha sonra ücreti daha iyi olduğu için Askeri Tiyatro’ya katıldı. Aynı zamanda kariyerine Tolis Harmas’ın onun için “Marinella” adını icat etti
teslimiyete doğar aşk için umarsız uçar ateşlere yanmaktır gayesi ezelden ebede uyar cevherin kaderine aşk içinsizdir nedensiz değil
pervanedir nuru verene ilmik ilmik çilelenip yanar yol süresince sebebi gününe sonucu ömrüne aşkta bulur her cevabı ayrışır tenden aşk içinsizdir nedensiz değil
8 Ekim 2012 Pazartesi, 18:46 · tarihinde Yusuf Haluk Yorulmaz tarafından yazıldı ve eklendi… Şems-i Tebrizi’ye ait okuduğum kitaba atfen yazılmıştır…….. Aşk içinsizdir ,sözü Şems-iTebriziye ,dizeler bu duyguyu yüklenen ruhuma Dizeleri Can Atila a ait ” leyla ile mecnun rapsodosi” ile esinlenerek yazarken bir gün biricik evladım Berent in dünyevi dünyayı terk edeceğini, bu dünyada verilmiş görevini tamamlayacağını bilmiyordum. Bu acı gerçeği yaşamak zorunda kalışımız bizim sınavımız,bizim çilemiz ,ama yokluğuna alışamadık “”””canoğul””””….
devinirken aklımda yokluğun erişse çığlığım yücelere de anlatabilsem diyorum kederimi engin maviliklere buluşarak anılarda el sallayıp bulutlara yıldızları gözlüyor dualar gönderiyorum göklere mümkünü var mı diye kaderi değiştirebilmeye kimseler bilmeden zamanın bir yerinde kalmış olsaydık seninle oyunlar oynadığımız günlerde seni şarkılarla uyuttuğum gecelerde öylece
biliyorum dinmeyecek bu yangın küllenmeyecek hiç sonsuz ateşlerde yürüyeceğim menzile kor katreler yağarken içerime görenler deli divane diyecekler belki de olsun varsın son nefesime dek seni söyleyecek şarkılarım hep yaşayacaksın yüreğimde
05 02 2023 biricik evladım Berent in anısını yaşamayı henüz öğrenemedim
yusuf haluk yorulmaz Dimash Kudaibergen – S.O.S. d’un terrien en détresse
gerçeğe ulaşabilmek varabilmek için yanlıştan doğruya seçivermiştim yolumu istenci akla sunduğumda engel olamazdı bulutlar ardındaki güneşe kalmadım hiç karanlıkta aradığım her bilgiyi sorguladım cehaletimden öğrendim fırtınalara karşı koyup yüzebilmeyi deryalarda artık bulutların üzerinde bile dans edebiliyordu ruhum ya olmaktansa görmeyenlerden kalmaktansa bilmeyenlerden varsın gelecekse gelsindi günün yenisi acısıyla tatlısıyla
yusuf haluk yorulmaz
21 kasım 2022 saat 18.14
Hüzünden umudu, acılardan öğrenmeyi becerebilir mi insan demeyiniz lütfen!!!!Düşünsenize devam edebilmek için yaşama kaç kez hüzünlenip ardından umuda yürüyebildik ve kaç kez acıyla örselenip ardından mutluluğu nasıl da özleyip isteyebildik!!İnsan olmanın bedellerini her gün ödetir bize yaşam ,istesek de istemesek de !!!!Bu nedenle eserin hüznünden umudu yeşertebilmeyi denemek istedim…….